Allah’ın Koruyan ve Muhafaza Eden İsmi: Felsefi Bir Bakış
Düşünmek, insanın en derin ve en anlamlı varlık koşuludur. Felsefe, bu düşüncenin bir yolculuk haline dönüşmesini sağlar. İnsanlık tarihinin en kadim sorularından biri, varlık ve evrenin anlamı üzerine odaklanmıştır. “Neden varız?” “Gerçek nedir?” gibi sorular, hepimizi bir arayışa yönlendirmiştir. Felsefe, bu soruları tartışırken, aynı zamanda evrensel ve bireysel hakikatlere dair daha derin soruları da beraberinde getirir.
İnsanın kendisini ve çevresini anlaması çabası, bir yandan da onun korunma ve güven arayışını da beraberinde getirir. Birçok kültür ve din, insanların güvenliğini sağlamak için bir “koruyucu güç” tanımlar. Bu, bazen bir tanrının ya da doğanın gücüyle ilişkilendirilir, bazen de insanın içsel gücüyle. Allah’ın “el-Hafiz” (Koruyan, Muhafaza Eden) ismi de bu bağlamda derin bir anlam taşır. Ancak, bu ismin felsefi anlamı, sadece bir dini kavramın ötesindedir. Onun ne şekilde anlaşılacağı, etik, epistemolojik ve ontolojik açılardan tartışılabilir. Bu yazı, Allah’ın el-Hafiz ismini bu üç felsefi perspektiften inceleyecektir.
Ontolojik Perspektif: Koruma ve Varlık Arasındaki İlişki
Ontoloji, varlık felsefesidir. Yani, varlığın ne olduğunu, nasıl var olduğunu ve varlıkların birbiriyle ilişkisini inceleyen bir disiplindir. Allah’ın el-Hafiz ismi, ontolojik açıdan, insanın varlık anlayışını derinlemesine etkiler. Bu ismin, bir yandan varlıkları koruyan ve muhafaza eden bir güç olduğunu düşündüğümüzde, varlıkların sürekliliği ile olan ilişkisini sorgulamamız gerekir.
Varlığın korunması, aslında onun devamlılığıyla yakından ilişkilidir. Bir varlık ne kadar korunursa, o kadar sürekliliğini sürdürebilir. Ancak burada, “koruma” ve “varlık” arasındaki ilişkiyi, sadece maddi bir bağlamda görmek yanıltıcı olabilir. Aristoteles, varlıkların form ve madde ilişkisiyle ortaya çıktığını söyler. Allah’ın el-Hafiz ismi de bu bağlamda, varlıkların formunu ve doğasını koruyarak onların sürekliliğini sağlayan bir gücü işaret eder. Bu, varlığın yalnızca fiziksel varlık boyutunda değil, aynı zamanda manevi ve ruhsal bir boyutta da korunması anlamına gelir.
Nietzsche’nin “Tanrı öldü” söylemi, modern ontolojiyi etkileyen bir düşüncedir. Ancak, el-Hafiz isminin ontolojik boyutu, Tanrı’nın varlığının ölümünü değil, sürekli bir korunma ve varlık kavramını anlatır. O, varlıkların sonsuz bir düzen içinde var olmalarını sağlayan koruyucu bir güçtür. Buradan, varlıkların korunmasının, ontolojik olarak, doğanın ve evrenin bütünlüğünü sağlama işlevi gördüğünü çıkarabiliriz.
Epistemolojik Perspektif: Bilgi ve Korumanın İlişkisi
Epistemoloji, bilgi teorisiyle ilgilenen bir felsefi disiplindir ve özellikle “bilgi nedir?”, “nasıl edinilir?” gibi soruları sorgular. Allah’ın el-Hafiz ismi, epistemolojik açıdan da çok önemli bir anlam taşır. Çünkü koruma, bilgiyi edinme süreciyle de doğrudan ilişkilidir. İnsanlar, yalnızca fiziksel dünyalarını değil, aynı zamanda zihinsel ve manevi dünyalarını da korumak isterler. Bu noktada, Allah’ın koruyucu ismi, insanın bilgiye ulaşırken yaşadığı güvensizlik ve belirsizliklerin üstesinden gelmesini sağlayan bir güç olarak düşünülebilir.
Platon, bilgiye ulaşmayı “aydınlanma” süreci olarak tanımlar. Aydınlanma, insanın zihinsel karanlıklarından kurtulması ve doğru bilgiye ulaşması sürecidir. Burada, koruma, insanın doğru bilgiye ulaşabilmesi için engellerin ortadan kaldırılması anlamına gelir. Bu, epistemolojik bir açıdan, bir tür korunma ve muhafaza etme süreci olarak anlaşılabilir.
Günümüzde, bilgiyi korumanın, özellikle dijital çağda çok önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz. İnsanlar, internet ve sosyal medya aracılığıyla bilgiye her an ulaşabiliyor, fakat aynı zamanda yanlış bilgi ve manipülasyonlara da maruz kalabiliyor. Bu noktada, el-Hafiz isminin epistemolojik boyutu, doğru bilgiye ulaşmanın korunmasıyla ilgilidir. İnsanlar, düşüncelerinin güvenliğini, doğruyu ve gerçeği arayarak korurlar. Bu da bir anlamda insanın epistemolojik güvenliğiyle ilgilidir.
Etik Perspektif: Korumanın Ahlaki Boyutu
Etik, doğru ve yanlış, iyi ve kötü gibi ahlaki yargıları inceleyen bir felsefi disiplindir. Allah’ın el-Hafiz isminin etik boyutunda ise “koruma” kavramı, insan hakları, adalet ve toplumsal sorumluluklarla yakından ilişkilidir. Bir toplumda insanların korunması, onların temel haklarının ve güvenliklerinin sağlanması gerekliliği, etik bir zorunluluktur. El-Hafiz ismi, Allah’ın, insanları yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda manevi ve ahlaki bir çerçevede de koruduğunu ima eder.
Felsefi etik, koruma ve muhafaza etmenin sorumlulukla ilgili bir yükümlülük olduğunu belirtir. Kant’ın “kategorik imperatif” anlayışına göre, bireylerin birbirlerini korumaları, sadece bireysel bir ihtiyaç değil, ahlaki bir yükümlülüktür. Her birey, başkalarının güvenliğini ve refahını sağlamak zorundadır. Allah’ın el-Hafiz ismi de, insanların birbirlerini koruma sorumluluğunu hatırlatır. Bu, insanın hem kendisini hem de başkalarını koruma sorumluluğunu taşır.
Örneğin, günümüzde göçmenlerin korunması, çevre felaketlerinden zarar görenlerin desteği gibi toplumsal sorunlar, etik sorumluluklarımızı daha görünür kılar. İnsanlar, bu sorumlulukları yerine getirirken, Allah’ın koruyucu isminin gücünden ilham alabilirler. Korumanın etik boyutu, insanların sadece kendi güvenliklerini değil, tüm insanlığın güvenliğini düşünmelerini gerektirir.
Sonuç: Koruma ve Güvenlik Üzerine Derin Sorular
Allah’ın el-Hafiz ismi, ontolojik, epistemolojik ve etik açılardan korumanın çok boyutlu bir kavram olduğunu gözler önüne serer. Varlıkların sürekliliği, bilgiye ulaşma süreci ve toplumsal sorumluluklarımız, hepsi bu ismin içinde barınan derin anlamlardır. Ancak, bu koruma sadece bireysel değil, toplumsal bir eylem haline de dönüşmelidir. Bizler, sadece kendimizi değil, başkalarını da korumakla yükümlüyüz.
Bu yazıda ortaya çıkan sorulardan biri şudur: Gerçekten korunduğumuzu nasıl bilebiliriz? Varlıklarımızı, bilgimizi ve toplumumuzu nasıl koruyabiliriz? El-Hafiz isminin çağrısı, bu sorulara derinlemesine bir cevap aramaktır.