İçeriğe geç

Tunceli depremi kaç şiddetinde oldu ?

Kişisel Bir Giriş: Depremin İçimizde Yarattığı Sarsıntı

Bilincim sıklıkla insan davranışlarının ardındaki bilişsel ve duygusal süreçleri sorguluyor. Bir deprem haberi duyduğumda, sadece dalgaların yer kabuğunda ürettiği fiziksel titreşimler değil; aynı zamanda zihnimde açılan içsel dalgalar dikkatimi çeker. Bir yer sarsıldığında, bizler nasıl sarsılırız? Tunceli’de yaşanan deprem bu soruların hem bilişsel hem de duygusal katmanlarını gözlemlemek için bir mercek sunuyor. 

Peki Tunceli depremi kaç şiddetinde oldu? 9 Aralık 2025’te Tunceli’nin Pülümür ilçesinde 4.2 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi ve hissedildi. Bu veri AFAD ve Kandilli Rasathanesi tarafından doğrulandı.([takvim.com.tr][1])

Bilişsel Psikoloji Perspektifi: Algı ve Anlamlandırma

Depremin Bilişsel Temsili

Bir depreme dair haberi okuduğumuzda zihnimizde otomatik olarak bir “şiddet ölçeği” canlanır. 4.2 büyüklüğü ne anlama gelir? Birçoğumuz bu sayıyı günlük hayatta somut olarak anlamlandıramayız. Bu, bilişsel çerçeveleme sorununu gündeme getirir. Bilişsel psikolojiye göre, insanlar belirsiz ve soyut verileri anlamlandırırken geçmiş deneyimlerine dayanır. Hollistik bir çalışmada, deprem büyüklüğü gibi teknik terimlerin halka sunulmasında basitleştirilmiş metaforların daha etkili olduğu gösterilmiştir. 

Kısa Parçalanmış Bilgi ve Zihin

Bir haber başlığında “4.2 büyüklük” ifadesini görmek, zihnimizde bir risk algısı üretir. Ancak bu algı, kişisel deprem deneyimlerine, medya tarafından sunulan dramatik anlatılara ve hatta coğrafi yakınlığa bağlı olarak değişir. Bu durum, algı yanılgıları ve risk değerlendirmesi üzerine yapılan meta-analizlerde de ortaya konmuştur: Aynı olayı farklı insanlar farklı risk düzeylerinde değerlendirme eğilimindedir. 

Okuyucu sorusu: “Kendi deprem deneyimlerimi hatırladığımda zihnimde nasıl bir risk haritası beliriyor?”

Duygusal Psikoloji: Duygusal Zekâ ve Sarsıntı

Depremin Duygusal Yankısı

Bir deprem sonrası zihnimizde ilk beliren duygular çoğu zaman korku, endişe ve şaşkınlıktır. Bu duygu seli, sadece fiziksel sarsıntıyla sınırlı kalmaz; aynı zamanda içsel bir sarsıntı yaratır. Duygusal psikoloji literatüründe, böyle ani stres uyaranlarının duygusal zekânın tetiklenmesine neden olduğu belirtilir: kişi kendi duygusal durumunu ve çevresinin tepkilerini daha keskin bir şekilde gözlemler ve değerlendirir. 

Çelişkilerle Yüzleşmek

Araştırmalar, deprem gibi ani olaylarda insanların hem ani duygusal tepkiler verdiklerini hem de daha sonra bununla başa çıkmak için rasyonel bir çerçeve aradıklarını gösterir. Bu çelişki, duygusal psikolojide “duygusal-düşünsel ayrışma” olarak bilinir. Örneğin, bir birey ilk anda korku hissedip ardından bunu “sadece küçük bir sarsıntı” olarak anlamlandırmaya çalışabilir. 

Okuyucu sorusu: “Deprem haberi duyduğumda ilk hangi duyguyu hissediyorum ve bu duyguyu nasıl anlamlandırıyorum?”

Sosyal Psikoloji: Toplumsal Algı ve Davranış

Deprem Bilgisi ve Toplum

Depremler sadece bireysel psikolojiyi değil, toplum içindeki sosyal etkileşim ve davranışları da biçimlendirir. Bir deprem haberi paylaşıldığında, insanlar arasındaki bilgi akışı hızla duygusal bir bağ oluşturabilir veya panik yayabilir. Sosyal psikoloji çalışmaları, belirsizlik içeren durumlarda bireylerin çevrelerindeki insanlar tarafından şekillendirildiğini ortaya koyar.

Örneğin; depremle ilgili haberlerin paylaşılması sonrası sosyal medya üzerinde yayılan yorumların, insanların korku ve güven duygusunu etkilediği meta-analizlerle desteklenmiştir. Bu etkileşim, bireylerin kendi deneyimlerini başkalarının tepkileriyle karşılaştırarak anlamlandırma çabasını gündeme getirir.

Normatif ve Enformasyonel Sosyal Etki

İnsanlar tehlike anlarında ya normatif etki (gruba uyma) ya da enformasyonel etki (bilgi almak için başkalarına güvenme) ile hareket eder. Deprem gibi belirsizlik taşıyan olaylarda bu iki etki birlikte çalışabilir. Bu durum, grubun karar alma süreçlerini, duygusal tepkilerini ve davranışlarını şekillendirir. 

Okuyucu sorusu: “Bir depremle ilgili sosyal medya paylaşımlarını gördüğümde duygularım nasıl etkileniyor?”

Bilişsel, Duygusal ve Sosyal Boyutları Kesiştiren Anlar

Kısa Bir Vaka Çalışması: Tunceli’de 4.2’lik Sarsıntı

Tunceli’de kaydedilen 4.2’lik sarsıntı, teknik olarak “orta derecede hafif” kategorisine girer; ancak insanlar bunu farklı şekilde algılamış olabilir. 

Araştırmalar, hafif depremlerde bile insanların korku, belirsizlik ve kontrol kaybı duygularını deneyimleyebileceğini gösterir. Bu duyguların yoğunluğu, bireyin depremle ilgili önceki deneyimlerine, medyanın sunum tarzına ve sosyal çevresinin tepkisine göre değişir.

Okuyucu İçin Sorgulayıcı Sorular

  • Deprem haberleri duyduğumda zihnimde ilk beliren düşünce ve duygu nedir?
  • Kendi risk algımı nasıl tanımlarım ve bu algı beni nasıl yönlendirir?
  • Sosyal çevremin tepkileri benim duygularımı ve davranışlarımı nasıl etkiliyor?

Kapanış Notu

Depremler sadece yer kabuğunu sarsmaz; bilişsel, duygusal ve sosyal etkileşim ağlarını da derinden etkiler. Tunceli’de kaydedilen 4.2 büyüklüğündeki sarsıntı, bize bu üç boyutun kesişimini gösteren somut bir örnek sunuyor. Bu tür olayları psikolojik bir mercekten değerlendirmek, yalnızca teknik verilerin ötesine geçerek kendi içsel deneyimlerimizi ve etkileşimlerimizi daha derinlemesine anlamamıza yardımcı olur.([takvim.com.tr][1])

[1]: “Tunceli deprem son dakika: Tunceli’de deprem mi oldu, kaç … – Takvim”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

morfiloyuncak.com.tr Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet