İşai Sânî Ne Demek?
Herkesin, özellikle de benim gibi bolca espri yapan birinin hayatında, bazı kelimeler öne çıkar. Bu kelimeler, günün birinde sizin ağzınızdan çıkarsa, etrafınızdaki herkesin yüzü bir anda şaşkınlıkla dolabilir. İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım ve çoğunlukla arkadaş ortamımda eğlenceli, biraz da absürt espriler yaparım. Ama içten içe, her espri biraz düşündürür. Sonra bir gün, herkesin “Bu ne lan?” diye şaşkın bakışlarla bakacağı bir kelime öğrendim: İşai sânî. Peki, nedir bu “işai sânî” dedikleri şey? Gelin, hep birlikte bu bilinmeyen dünyaya dalalım.
İşai Sânî’nin Köklerine Yolculuk
Öncelikle, işai sânî kelimesini bir yere yazın: “İşai sânî”. Şimdi, bu kelimenin ne olduğunu tam olarak anlamadan, hayatınıza dahil etmek kolay değil. “İşai” diye bir şey var, tamam da bu neyin nesi? Bunun ardında ciddi bir dilsel araştırma yapmaya gerek yok, ama anlamını öğrenmeden de rahat edemezdim.
İşai sânî, Arapçadan Türkçeye geçmiş bir deyimdir ve kelime anlamı olarak “yapay, sahte iş, boş iş” gibi bir anlama gelir. Ama tabii ki, bunu klasik bir diksiyonla anlatamayız, çünkü bu yazının ruhu biraz daha esprili, biraz daha yaratıcı olacak. İşai sânî ne demek? sorusunun cevabını burada bulduk, ama gelin, bu kelimeyi hayatımıza nasıl entegre edebiliriz, ona bakalım.
Kendi Kendime: “Bunu Ben Bir Espri Yaparken Kullanabilir Miyim?”
Bunu ilk öğrendiğimde, gerçekten de bir düşünmeye başladım. “Ya bir şekilde arkadaşlarıma bunu kullanıp şok edebilirim,” diye düşündüm. Çünkü İzmir’de, her gün bir kelime ya da espri duymadan dışarı çıkmak neredeyse imkansız. Mesela, bir gün arkadaşım Ahmet’le buluştum. Ahmet, benim en yakın dostum. Kafası biraz daha çalışkan, benden daha ciddi. Ama komik bir şeyler söyledikçe, biz birer işai sânî gibi iki komik yaratığa dönüşüyoruz.
Ahmet: “Ya şimdi ciddi bir iş yapmam gerek, ofise geçmem lazım. Aksi takdirde işai sânî yapmış olurum.”
Ben: “İşai sânî mi? Haa, boş iş, o zaman. Git de işini yap, boş iş yapmanın kimseye faydası yok.”
Ahmet: “Ne demek istiyorsun? Benim işim hiç boş iş değil!”
Ben: “Senin işin de… Hmm, işai sânî işte. Hadi bakalım.”
Görüyorsunuz, işte böyle başladı her şey. Aramızda bir kelime şakasıydı ama bir anda herkesin hayatına girdi. Bir yerden sonra, işai sânî ne demek? sorusunu yanıtlamak da benim için bir rutin haline geldi. Ama dediğim gibi, bu kelime günlük hayatımda esprili bir şekilde kullanmaya başladıkça, her şey daha eğlenceli hale geldi.
İşai Sânî, Ciddi Bir İşin Taklitçisi Olabilir Mi?
Şimdi, bir de olayın daha felsefi kısmına gelelim. Benim gibi her şeyi fazla düşünen biri için, bir kelime her zaman daha derin anlamlar taşır. Mesela, işai sânî dediğimizde, bir anlamda bu kelime “sahte iş” demek. Bu, hayatta hepimizin yapmayı düşündüğü ama bazen tembellikten ötürü ertelediği işler için kullanabileceğimiz bir kelime.
Öyle ya da böyle, bazen işlerimizin gerçekten anlamlı olup olmadığını sorgulamak zorunda kalıyoruz. O kadar karmaşık bir çağda yaşıyoruz ki, işai sânî diyebileceğimiz işler o kadar yaygın ki. Birçok kişi, sürekli olarak sahte işlerle vakit geçiriyor; sosyal medyada gezip, boş boş içerikler izliyor, iş yerinde “iş yapmak” adı altında hiçbir şey yapmıyor. Yani, belki de daha derin bir anlamda işai sânî, gerçek işin tam tersini ifade ediyor.
İç sesim: “Hah, işai sânî dediğin herhalde bu işte! Şu an oturduğum yerden sosyal medyada gezip, boş işlerle vakit geçiriyorum. Ama bir yandan da gerçek işlerim var. Hmm, dengeyi nasıl kurabilirim?”
Herkes bir şekilde bu karmaşada kayboluyor. O yüzden, işai sânî dediğimizde, yalnızca sahte bir iş değil, aslında boş işler, boş vakitler de kastediliyor olabilir. Yani, bir anlamda, belki de çoğumuz aslında hayatımızda yaptığımız şeylerin çoğunu işai sânî yapıyoruz. Şu an bu yazıyı yazarken mesela, belki de “yapay bir şeyler” yapıyor olabilirim. Ama, ne olursa olsun, işai sânî kelimesi bunu dile getiren bir araç.
Hayatımıza İşai Sânî Kattık, Şimdi Ne Olacak?
Hadi, farz edelim ki işai sânî kelimesi hayatımıza girdi. Artık bundan sonra işai sânî diyerek, arkadaşlarınıza “boş işler” yaptığınızı açıklayabilirsiniz. Bir de işin komik yanı var: kelimenin sonradan ne kadar popülerleştiğini görmek. Aslında, bazen kelimeler kendiliğinden hayatımıza girer ve çok kısa sürede herkesin diline pelesenk olur. Bugün, işai sânî demek, biraz daha özgür hissetmek demek gibi.
Birkaç arkadaşla buluştuk:
Ben: “Kardeşim, artık hiçbir şey yapmadan vakit geçirebilir miyiz? Yani… işai sânî diyelim, boş işler yapalım!”
Arkadaşım: “İşai sânî dediğin de ne demek ya? Hadi bakalım, yine başladın boş işlere!”
Ben: “Haa, işte tam olarak öyle, işai sânî. Boş iş yapıyoruz. Ama ciddiyet de var, tamam mı?”
Artık bu kelimeyi o kadar içselleştirdik ki, işin komik tarafı, herkesin bunu kendi hayatında uygulamaya başlaması. Artık her an her yerde işai sânî denen şeyle karşılaşıyoruz.
Sonuç: İşai Sânî, Hayatımızın Parçası Olacak Mı?
Hayat bir yanda çok karmaşık ve diğer taraftan da esprili. Her şeyi fazla düşünen biri olarak, bazen hayatın anlamını bulmaya çalışırken, aslında her şeyin biraz da işai sânî olduğunu kabul ediyorum. Belki de bu kelime, yalnızca boş işler yapmaktan ibaret değil, aynı zamanda hayattaki bir çelişkiyi de yansıtıyor: Gerçekten yapmamız gereken şeyler var ama biz bazen onlardan kaçıyoruz.
Yani, işai sânî ne demek? sorusu aslında en basitinden şu: Bazen, hayatın karmaşasında sadece “boş işler” yapmak gerekebilir. Kimseye zarar vermeden, sadece biraz espri ve eğlenceyle. Bu yazı da, tam bu mantıkla, işai sânî yaparak yazıldı. Eğlendim, güldüm ve aslında çok da anlamlı şeyler söyledim. Ama ne olursa olsun, işai sânî de bir tür eğlence olabilir.